Search

ÜNİVERSİTELER SUSMAYACAK

15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında kamuoyunca sosyalist ya da muhalif kimliğiyle tanınan akademisyenlerin gözaltına alındığına tanık olmuştuk. 1 Eylül tarihli 672 no’lu KHK ile bu durumun bir cadı avına ve akademiye karşı bir saldırıya dönüştüğü kesinleşmiştir. Bugün onlarca ilerici akademisyen, hükümet güdümünde bir sendikaya üye olmadıkları, bir barış bildirisine imza attıkları, bombalı saldırılarda yaşamını yitirenleri derslerinde andıkları, yandaş şirketlerin doğayı katleden projelerine insan sağlığı ve çevre adına karşı çıktıkları ya da hükümet politikalarını eleştirdikleri için kamu görevinden alınmıştır. Bu arkadaşlarımızın FETÖ dahil herhangi bir tarikat üyeliğiyle suçlanmaları, kişiliklerine ve temsil ettikleri değerlere bir hakarettir.
Cadı avı yalnızca muhalif akademisyenlerin üniversiteden ihraç edilmeleriyle sınırlı kalmamıştır. Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında güvenceli 33/a kadrosuyla istihdam edilen tüm araştırma görevlileri aynı KHK ile bir gecede güvencesiz 50/d kadrosuna geçirilmişlerdir. Bu uygulamayla doktora sürelerine göre kimi araştırma görevlilerinin kısa vadede, kimilerininse uzun vadede üniversiteden uzaklaştırılacakları açıktır. Zaten imzalanan senetlerle, süre baskısıyla bugüne kadar zor koşullarda çalışan ÖYPli arkadaşlarımız şimdi de işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

AKP hükümeti 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirmiştir. Muhalif, ilerici, laik, barıştan yana, kendisine ayak bağı olan bilim emekçilerini FETÖ torbası içinde yok etmeye, kendi darbesini uygulamaya çalışmaktadır. Hatırlatalım; 12 Eylül darbesinin üniversiteden ihraç ettiği 1402’likler bir süre sonra görevlerine geri dönmüş, tüm özlük hakları ve itibarları iade edilmişti. 12 Eylül darbecilerinin tarih sahnesindeki yeri ve itibar durumları da ortadadır. İyi bilinmelidir ki bugün kamu görevinden çıkartılan arkadaşlarımız da elbet görevlerine geri dönecek, bilim üretmeye, aydınlık bir gelecek için öğrenciler yetiştirmeye devam edecektir.

AKP bilimsel özgürlük alanını yok edip yerine gerici, piyasacı anlayışı yerleştirerek üniversitelerimizi hiçbir muhalif sesin olmadığı, öğretim elemanlarının işsizlik korkusuyla robotlaşacağı kurumlara dönüştürmeyi planlamaktadır ancak bilim boyun eğmez. Bu planlar boşa çıkacaktır.

Haziran Bilim Emekçileri olarak herkesi akademi üzerindeki baskılara karşı birlikte omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz.

Haziran Bilim Emekçileri




Bir Cevap Yazın