Search

YOLSUZLUKLARIN HESABINI HALK SORACAK

Bundan dört yıl önce ülkemiz dönemin başbakanının, yakın aile çevresinin ve bakanların da içinde yer aldığı yolsuzluk ve rüşvet skandalıyla sarsıldı.

Paylaşılan tapeler, fotoğraflar oldukça ciddiydi. Kutulara sığmayıp taşan milyon dolarlar, avrolar, “sıfırlanması” istenen paralar söz konusuydu. Yolsuzluk çok büyüktü. Devlet bankaları, bakan çocukları, onlarla iş tutan Reza’lar vardı işin içinde. Dört bakana yüce divan yolu gözükmüş, bakanlardan biri “ne yaptıysam başbakanın talimatıyla yaptım, ben istifa edeceksem başbakan da istifa etmeli” diyerek meselenin vehametini ortaya koymuştu.

Mecliste yapılan oylamada, AKP milletvekilleri, kendi arkadaşlarına yakın markaj uygulayarak, oy kabinlerinde oyları denetleyerek eşine az rastlanır bir yüzsüzlükle dört bakanın yüce divana gönderilmesini engellediler. Tarafların birbirine yönelik ağır suçlamalarıyla ilerleyen süreç, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında “Hizmet Hareketi”nin Fethullahçı Terör Örgütü, kısaca FETÖ olarak nitelenmesiyle başka bir evreye girmiş oldu.

17-25 Aralık, bu evreye giden sürecin piminin çekildiği, Fethullah Gülen cemaatiyle AKP arasındaki ‘kutsal ittifak’ın fiilen sona erdiği, düşman kardeşler hukukunun açığa çıktığı tarihtir.

17-25 Aralık, aynı zamanda devleti ele geçirenlerin kendi çıkarları doğrultusunda devleti nasıl soyup soğana çevirdiklerinin belgelendiği, rüşvetin, bakara makaranın diz boyu olduğu, ahlaki düşüklüğün tescil edildiği tarihtir.

Cemaatin kendi iktidar mücadelesi doğrultusunda, ortağının karıştırdığı haltları servis etmesi, ortaya dökülen rezaletin Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluklarından biri olduğu gerçeğini değiştirmez.

Aynı şekilde, bu durumun kendisi, Cemaati, işlenen suçlar, yapılan yolsuzluklarda suçsuz kılmaz. Cemaat de halka karşı işlenen suçlarda en az AKP kadar sorumludur. Aynı yağmurda, siyasal islamcılığın kendinden başkasına yaşam hakkı tanımamaya ayarlı ikliminde birlikte ıslanmışlar, her ne yaptılarsa birlikte yapmışlardır.

FETÖ ve AKP, bir madalyonun iki yüzüdür. Her ikisi de halka karşı işlenen suçlardan, çalınan sorularla gençlerin geleceğinin karartılmasından, eğitimin ve toplumsal hayatın dincileştirilmesinden, neo liberal politikalarla memleketin parsel parsel satılmasından sorumludur.

Devrimcilerin, sosyalistlerin bu konudaki görüşleri son derece nettir:

Rüşvet ve yolsuzlukla açığa çıkan çürümüşlük, neo liberal dinci politikaların sonucudur.

Kul hakkını, ahireti imanı ağzından düşürmeyip dünyalığı doğrultmak için her türlü yolsuzluğu, ahlaksızlığı yapanlardan, kökü Man Adası’nda Pensilvanya’da olanlardan, FETÖ’den de, AKP’den de hesabı halk soracaktır.

Bundan zerrece kuşkumuz yoktur.

Birleşik HAZİRAN Hareketi




Bir Cevap Yazın